Arkadaşlık Sınavı

arkadaşÖlüm ve hayatı, kimin daha güzel işler yapacağını sınamak için yarattıysa yüce Allah, arkadaşlıklarımız da sınanacak. Sınanmamış ne var ki değer kazanan.

Üniversite sınavlarından tebessüm ederek çıkanlar da oldu ağlamaklı da. Fakat biliyoruz ki hepsi yıllardır test çözmüştü bu sınava girmeden önce. Onlarca, yüzlerce, binlerce test… Hepsi uykusuz geceler geçirmişti sırf o gün yanılmamak için cevapları işaretlerken. Aileleri vardı okulların önünde merakla bekleyen, zihin açıklığı için kendilerine dua eden. Anneleri sırf sınava hazırlanabilsinler diye, ellerini sıcak sudan soğuk suya değdirmemiş, babaları neye ihtiyaçları varsa taşıyıp durmuştu evlerine. Bir kişi girmemişti sınava hayır, bütün aile sınavdaydı. Çıkışta birbirlerine nasıl sarıldıklarına bakın.

En zor sınavlar adı konulmamış sınavlardır belki de. Sınav olup bitiyor ve sizin bundan haberiniz yok. Sonuçlar ilan ediliyor ve sizin bundan haberiniz yok. Bir yere yerleştirilmişsiniz ya da açıkta kalmışsınız ve sizin bundan haberiniz yok. Ne sınava hazırlanmışsınız ne sınav salonundan çıktığınızda size sarılacak bir yakınınız var kapıda. Tek bir test çözmeden girdiğiniz bu sınavlarda iyi bir derece almanız neredeyse imkânsız ve sizin bundan haberiniz yok.

Ölüm ve hayatı, kimin daha güzel işler yapacağını sınamak için yarattıysa yüce Allah, arkadaşlıklarımız da sınanacak. Sınanmamış ne var ki değer kazanan. Aşk nasıl sınandığında aşksa, arkadaşlık da sınandığında arkadaşlık. Fakat arkadaşlık sınavı başka sınavlara benzemiyor. Ömür boyu tekrarlanıp durmakta. Bir defasında doğru cevaplar verdiniz diye diğer sınavlardan muaf tutulmuyorsunuz. Dahası bir seferinde doğru cevapladığınız bir soru tekrar karşınıza çıktığında bocalayabiliyorsunuz ilk kez karşılaşmış gibi. Tarihten yardım almaya ihtiyacınız var. Tarihten ölçü almaya. Kulağınızı dayamaya kapısına tarihin.

Sokrates’le bir tanıdığı arasında şöyle bir konuşma geçiyor karşılaştıklarında:

-Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?

-Bir dakika bekle. Bana bir şey söylemeden önce senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna “üçlü filtre testi” deniyor.

-Üçlü filtre mi?

-Evet. Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce ne söyleyeceğini filtre etmek iyi bir fikir olabilir. Birinci filtre; “Gerçek filtresi.” Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?

-Hayır. Aslında bunu sadece duydum.

-Şimdi ikinci filtreye geçelim, “İyilik filtresi”ne. Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey, iyi bir şey mi?

-Hayır, tam tersi.

-Demek onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan da emin değilsin. Bir filtre daha var elimizde, “İşe yararlılık filtresi.” Bana söyleyeceğin şey işime yarar mı?

– Hayır, yaramaz.

-Bana söyleyeceğin şey, doğru, iyi ve yararlı değilse susman daha yerinde olmaz mı!

Mesnevi’de de bir arkadaşlık testinden söz etmektedir Hz. Mevlânâ. Hikâyeye göre padişah, hizmetkârı olan iki arkadaştan her birini huzuruna ayrı ayrı alarak konuşur. İlkine: “Biraz evvel konuştuğum arkadaşın, senin aleyhinde olmadık sözler sarf etti. Ama görüyorum ki, sen hiç de öyle değilsin. Demek oluyor ki, o hasut herif, seni benden soğutmak için yalan söylüyor, iftira ediyor…” diyerek arkadaşı aleyhine konuşmaya teşvik etse de şaşırtıcı sözler duyar ondan: “O daima doğru söyler, onun gibi doğru sözlüsünü hayatımda görmedim. O iyi düşünceli adamı, ben kötü bilmem. Olabilir ki, o bende bazı kusurlar görmüştür de ben onları kendimde görememişimdir. Herkes önce kendi kusurunu görseydi, halini ıslah etmekten gaflet eder miydi?”

Bunun üzerine padişah sınavı sürdürerek, “Şimdi sen de onun kusurlarını ayıplarını söyle de, benim dostum olduğunu ve beni sevdiğini bileyim.” der. Hizmetkâr tekrar cevap verir: “Padişahım. O benim iyi bir kapı yoldaşımdır. Onun kusurları sevgi, vefa, insanlık, doğruluk, zeka ve dostluktur. Bir kusuru da cömertliktir. Sevdikleri uğruna canını verecek kadar cömerttir…” Padişah bunun üzerine, “Arkadaşını övmede ileri gitme… Onu överken kendini övmeye kalkışma… Onu imtihana çekersem utanırsın.” der ve onu uğurladıktan sonra diğer hizmetkârını alır huzura. “Arkadaşının hakkında söylediği kötü huyların olmasa ne iyi olurdu…” der demez, adam, “Padişahım, o ahlaksız herif hakkımda neler söylemiş!” diyerek başlar arkadaşı aleyhinde atıp tutmaya. Padişah bir süre dinledikten sonra gürler: “Sus! Bu imtihanla onu da anladım seni de!”

Arkadaşlık sınavında hatıralara da ihtiyacımız var. En büyük yangınları bile söndürebilecek hatıralara. Günün cevap veremediği soruları belki de hatıralar cevaplayacaktır.

A.Ali Ural

Yanıtla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers

Powered By WPFruits.com