Çöl/Deniz Hz. Hatice

Çöl/Deniz Hz. Hatice | Sibel Eraslan

Çöl/Deniz Hz. HaticePicsArt_1403276984031

Kitaptan Alıntılar:

Hatice tekvin kokusuydu. Son Elçi ki İnsan-ı Kamil’dir, onu kuşatıp saracak, merhametle bağrına basacak eller onundu. Hem anne hem dişiydi Hatice. Çevresinde iyiliğe dair her ne var ise doğurmuş, gayretli bir kadındı. Allah’ın kendi Sevgilisini, ellerine emanet ettiği bir büyüteçti Hatice… s.10

Hatice yeryüzünde aşkın mihrakı… Allah’ın Sevgilisine yar kıldığı sevgili… Bir gün gözleri bulutlanarak etrafındakilere şöyle demişti son elçi: ” Allah bana Hatice’den daha hayırlı bir kadın vermemiştir. İnsanlar bana inanmazken, o bana inanmıştı… Herkes beni yalanlarken, o beni kabul etmişti… İnsanlar benden kaçarken, o beni varı yoğu ile desteklemişti… Ve… Allah bana, başka kadınlardan değil, Hatice’den evlat ihsan etmişti.” s.12

…Bir şifreyle avutuyor kendisini. Kısaca “Mim” diyor sevdiğine. Bu öyle bir işaret ki tüm kainatın kelimeleri kalksa dünyadan, tek başına yeterlidir herşeyi anlatmaya… Bu öyle bir işarettir ki tıp kı Yaratıcı’nın ilk kelimesi gibi, her şey işte bu “Mim” den sudur etmiştir gibi geliyor Hatice’ye… Her şeye “Mim” harfini veriyor Hatice… Bahçesine yeni ektiği gül fidanlarına, yeni doğan kuzulara, serçelere, havuzunda yüzen balıklara, fildişi tarağına, elmas yüzüğüne, kalemine, kurdelesine, içtiği süte, kaşığındaki bala, göklerdeki yıldızlara, Ay’a ve Güneş’e… “Mim” diyor… s.118

Hatice, Habibullah’ın eşi, onun hamilesidir, ona ev olmuş, evini doğurmuş kadındır… Hatice’nin çatısı göğe açıktır. Ha harfinin kolları bu yüzden göğe bakar… Miraca oradan çıkılır. Sırra oradan varılır… Hatice’nin aşkı, Allah’ın habibine dünya kılınmıştır… Bu yüzden o “Kübra” dır, evvelahir Hatice olandır… s.159

Elbiseydi, mintandı, gömlekti sevdiğine Hatice Hatun… Önce kardeşlerini giydirmişti sevgisiyle. Onları örtmüş, kuşatmış bir elbise gibiydi özverili hayatı… Sonra evinde yetiştirdiği kızlara, elinin altındaki herkese gömlek olmuştu onun sımsıcak ve gayretli varlığı… Ve en önemlisi evlatlarına hem anne hem de baba olmuş haliyle etekleri uzun bir hırka gibiydi onun anaçlığı… O, hayatının bundan sonraki kısmını Hatem’i zahiren örtmeye, destek olmaya, korumaya, giydirip kuşatmaya vakfedecekti… Hatice, tüm varlığı ile vakfedilendi. Allah tarafından Hatem’e bağışlanmış bir iyilikler ülkesiydi… Kendisini sevdiğine tam anlamıyla veren kadındı… Özü tutan kap kılmıştı sevdası onu. Cevherin çerçevesi, suyu tutan kuyu, okyanusun yatağı, tohumun toprağı, manayı bitiştiren unsurlar ve ruh için ten gibiydi Hatice Hatun’un varlığı… “Mekke’nin yetimi”nin yüzünü güldürendi o… Varlığını, aşık olduğu kişinin sırtına bir elbise gibi giydiren… s.167, 168

Cömertti Hatice Hatun… Yüreğini verirdi verdiğinde. Herkese nasip olmayacak bir yiğitlik ölçüsündeydi onun geniş yürekliliği… Ona gelen, gitmezdi bir daha. Hatırası tutulacak bir kadındı. Hayatında bir kez olsun misafir ettikleri, buyur dedikleri, ikram ettikleri… bile ömürlerinin sonuna kadar mertliği ile anarlardı onu. Uğurlansalar dahi vakti geldiğinde, gidenler asla tam anlamıyla gidenlerden olmazdı. Bilirlerdi ki Haticelerinin kalbinde her daim yerleri olacaktır. s.233

Su, Son Elçi’nin kuracağı yeryüzü medeniyetinin temeli… Su, Son Elçi’nin güzel parmaklarından süzülecek nimet… Efendimiz, Cebrailden öğrendiği şekilde ellerini suya uzatırken Hatice annemize gülümseyerek baktı. Sanki bir yolculuğa çıkıyorlardı. (…) Alınan bu ilk abdestle, Allah’ın Habibi olmak erkeğe, Habib’in ümmeti olmaksa kadının payına düştü… Ümmetin ilk kişisi, Hatice isimli bir dişiydi… Erken doğan, erken uyanan, erken yol alandı Hatice… Allah için birbirini seven iki kişinin üçüncüsü ise elbette Rahman’dı… s.282, 284

Sonra secdeye uzandı Son Elçi, eşi de onu takip etti. Toprağın evladı olanlar toprağa iade edildi… Secde şunu öğretti ikisine de: Allah içiniz ve Allah’a dönücülerden… Secde topraktı… Hamuru topraktan karılanların Rablerine selamı toprağa değmekten geçti… s.288

Arka Kapak Yazısı:

Son Elçi ahitliydi, bağlıydı, sözlüydü…

Habibini çok seven Zat, onu dünyanın en güzel evine bağışlayabilirdi ancak.

Onun evi vahyin eviydi.

Ve Rabbi ona kadını, güzel kokuyu ve göz nuru namazı sevdirendi…

Sevdirilen ilk kadının ismiyse Hatice’ydi.

Sığınaktı Hatice sevgilisi’ne, onun güvenli limanıydı.

Hatice’nin kalbi, Allah’ın, Sevgilisi için yar kıldığı mekandı…

Allah’ın Sevgilisi, Hatice’nin yürek evinde iskan olacaktı…

Allah, Sevgilisi’ne bir kadını, Hatice’yi ev kılmıştı…

Hatice kadın ve anneydi.

Hatice muharrik güç ve doğurganlık demekti…

Bir gün gözleri bulutlanarak etrafındakilere şöyle demişti Son Elçi: ”  Allah bana Hatice’den daha hayırlı bir kadın vermemiştir. İnsanlar bana inanmazken, o bana inanmıştı… Herkes beni yalanlarken, o beni kabul etmişti… İnsanlar benden kaçarken, o beni varı yoğu ile desteklemişti… Ve  Allah bana, başka kadınlardan değil, Hatice’den evlat ihsan etti.”

Allah’ın Sevgilisine sevgili olan kadının öyküsü…Sibel Eraslanın kaleminden…

Yanıtla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers

Powered By WPFruits.com