Ramazanda Diriliş Vesilesi: Hadis-i Şerifler

ramazan RAMAZAN ayının atmosferine iyice girdik. Ramazanin, orucun, iftarın iyice tadını almaya başladığımız şu günlerde ibadet, duâ, Yakarış eylemlerimizi de yoğun olarak kuşandık. Bu kuşanma dirilişi barındırıyor içinde. Her Ramazan ayına iştirak edişimizde içimizde bir sevinçle ruhumuzu diriltme, gönlümüzü arındırma, körelen kardeşlik duygularımızı kabartma telaşına da düşüyoruz. Kimimiz Kuran-ı Kerim öğrenmek, Kuranı Kerim’i mealinden anlamak hedefini koyuyor kendisine, kimimiz Ramazan boyunca okuyacağı kitapların listesini yapıyor, kimimiz Hz.Peygamber’ in hayatını okumayı, hadislerle duygu ve düşünce dünyasını zenginleştirmeyi hedefliyor. Ramazan ayı her açıdan telaşa düştüğümüz, bu telaş ile de farkına varmadan geçirdiğimiz bir mübarek ay oluyor.

Her geçen gün, tükettiğimiz her an, ilimden, kaliteli ve nitelikli bilgiden yoksun oluşumuzu fark ediyoruz. Yaşanılan acı olayların, savaşların, çekişmelerin, kavgaların ardında araştırmayışımızın, okumayışımızın korkunç faturasını görüyoruz. Görüyoruz, bakıyoruz, üzülüyoruz, ağlıyoruz ama bir türlü idrak edemiyoruz. Ruhumuza işlemiyor bir türlü bu olumsuz haller. Ruhumuz diri değil demek ki, aç bir şeylere. Ruhun açlığını gidermemek demek beynin, kalbin donuklaşması, hissizleşmesi demektir. Merhum Mehmet Akif’ in “Gür hisli, gür imanlı beyinler coşar ancak.” demesi hiç boşuna değil. İnsan hazır gıdalardan kaçındığı gibi, hazır bilgiden de kaçınmalı aslında. Hazır bilgi büyük tehlike arzediyor çünkü. Hazır bilgi anlama kapasitemizi çürütüyor, köreltiyor. En tehlikeli hazır bilgi alanı İslâmî bilimlerin alanıdır. Bir insanın İslâmî bilimler hakkında yorum yapabilmesi, düşünebilmesi, konuşabilmesi için İslâmiyyâtla ilgili olan hemen her alanı biraz okumuş, araştırmış olması lazımdır. Rasim Özdenören bu konuda güzel bir açıklama yapıyor: “Bugün kaynaklara inelim diye tutturan bazı iyi niyetli, fakat bilgi bakımından yetersiz müslümanlarla karşılaşıyoruz. Kaynaklara inmek için Kur’an-ı Kerim’ i ve Hadis-i Şerifleri tercümelerinden okuyabilmek yetmez. Hatta asıllarından okuyabilmek de yetmez. Lisan, çünkü gerekli, hatta elzem bir şart olmakla beraber yeterli değildir. Bunun yanında İslâm Fıkhı üzerinde ciddî bir eğitim ve öğretim de görmek gerekir. Fıkıh da değil yalnız, İslâm tarihini de bilmeli.” Bu sözlerden hareketle salt okumanın ya da salt İslamî ilimlerin bir kanadından hareket etmenin pek de doğru olmadığını görüyoruz. “Bu Ramazan çok seçenekli, bol kaynaklı bir okuma yapalım.” demeliyiz kendimize. Hadis konusunda yazılmış bir sürü kitap var. Bu kitapların geneli 40 Hadis üzerine kurulu, diğer kalan kısmı ise hadis sorunları, hadis metodolojisi üzerinedir. İlgilenmek isteyenler için bu bağlamda bir çok değerli kitap olduğunu belirterek; Selahaddin Polat’ ın Hadis Araştırmaları kitabını, Süleyman Doğanay’ ın Hadis Rivayetinde Râvi Tasarrufları ve Doğurduğu Problemler kitabını, Yusuf el-Kardavî’’ nin Sünneti Anlamada Yöntem kitabını tavsiye ederim. Bu girizgâhtan sonra Nurettin Durman’ ın yayına hazırladığı “40 Hadis 40 Yazar” kitabından bahsetmek istiyorum.

40 Hadis 40 Yazar kitabının içerisinde birbirinden değerli hadisler ve yazarlarımız yer alıyor. Her hadis bir yazar tarafından tekniğe girilmeden, sözü yormadan, hadisi bağlamından koparmadan açıklanmıştır. Her yazar, hadisin kendi içinde açtığı kapıları tasvir etmiş, okuyucuya aktarmaya çalışmıştır.

Hadis, nebevî metodun keşfi, peygamberin yolunun izidir. Peygamberin hem kavlî hem de fiilî yansımalarıdır hadis. Bu noktada hadisin metodolojisi ya da tekniğine girmeye çalışmayacağım. Amacım sadece Hadis’ e olan ilgiyi artırmak, dahası hadisler üzerinden bahis açarak Peygamber’ e yürümeye, onun elinden tutmaya bir davet olsun diyedir söylediklerim ve söyleyeceklerim. Günümüzün yoğun, karmaşık yapısı ve değişik, çok yönlü İslâm dışı söylem/izm/algılar hadis ilmiyle, hadisleri bolca okumak ve anlamaya gayret göstermekle aşılacaktır düşüncesindeyim. Hadisler olana bitene karşı bir tavır, bir duruş kazanmamızı sağlar. Bizi daha anlayışlı, daha tahammülcü, daha sabırlı, daha iradeli yapar. Kuran-ı Kerim’ den sonraki başvuru kaynağımız olan hadisler, modern insanın onu okumasıyla peygambere asırlar sonrasından yaptığı biat olacaktır.

Yeryüzü bir zulüm yuvası olmuşsa bunun tek bir nedeni vardır: “Peygamberin izlenmemesi.” Ne demektir Peygamberi izlemek? Onun ahlakı Kur’an’dır diyen Hz. Aişe’ nin gözüyle Kuran’ı Kerim’den Hz. Peygamberin ahlakını bulmaya çalışmaktır. Hadislerden Hz. Peygamberin ufkunu anlamaya çalışmak, bu anladıklarımızı da içselleştirmektir. Sadece bu da değil, çağın peygambervarî insanlarına tutunmak, onlarla hemhâl olmaktır. Nuri Pakdil Osman Sarı’ ya şunları söylüyor: “Sabahları Kuran’ı-Kerîm, akşamları hadîs oku. Düzenli oku. Sadece hadîs okumaya angaje olsak yeridir. Belki ancak o zaman adam olabileceğiz.” Sanırım bu cümleler benim de ne anlatmak istediğimle eş değer.

40 Hadis 40 Yazar kitabı, hadisleri kucaklıyor, hadislerle birlik, azim, dostluk, diğergamlık çağrısı yapıyor. Hadislerin dünyasına dalmak, peygambere vefa mektubu yazmak gibidir. Bu Ramazan vefa borcumuzu geciktirmeden yerine getirme telaşında olalım. Ramazan sona erdiğinde vefa telaşına girdiğimiz günler, okuduğumuz, kalbimize kazıdığımız hadisler ömrümüzü Ramazan kılmaya devam etsin. Güzel günler, güzel insanlara kulak vermekle tez elden boy verecektir. Güzel insanların kaleminden şerh düşülen hadislerin dünyasına 40 Hadis 40 Yazar kitabıyla adım atabiliriz. Bereketli, okumakla bezeli Ramazanlarımız olsun. Bu Ramazan orucun direnciyle, Kuran’ ın ve Hadislerin iklimiyle diriliş ayımız olsun.

H.Ebrar Akbulut

Yanıtla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers

Powered By WPFruits.com