Rehberi Ekmel (en mükemmel rehber) ve Şefaat

182002_189683254386396_7821280_n

Peygamberler hem elçi, hem haber getirici hem de güzel örnek olan en kamil insanlardır. Kendilerine inanmak ve itaat etmek üzere gönderilmişlerdir. Onları, kendimiz başta olmak üzere tüm yaratılmışlardan üstün kabul edip sevmeliyiz. Dünya ve ahiret mutluluğumuz onların rehberliğinde elde edilebilir.

Tarih boyunca insanlar ilah konusunda şirke düştükleri gibi, resul konusunda da ifrat ve tefrite düşmüşlerdir. Bu sebepledir ki “resuller kendilerine ibadet edilen değil, ibadeti öğreten kişiler olarak” davetlerini yapmışlardır.

İstismara açık konulardan biri de şefaat konusudur. Resulüllah’a inanmayan Mekke müşrikleri dahi şefaate inanıyorlardı; fakat bu inanış onları kurtarmayacaktı. Tevhid esası üzere imana sahip olanlar şefaatten istifade edebilirler. Peygamberi ve inancı devre dışı bırakarak şefaat beklemek yanlıştır. Bununla beraber şefaati inkar etmek de ayeti ve hadisleri anlamamakta ısrar etmektir.

Şefaati dünyevî ve uhrevî olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Dünyevî şefaat, iki kişi arasında görülecek bir iş, elde edilecek bir fayda veya önlenecek zarar konusunda üçüncü bir şahsın devreye girmesi, aracı olması, hatırını ve gücünü kullanarak sonuç elde etmeye teşebbüs etmesidir.

Şefaat kötü ve çirkin değildir. Ancak mesele hukuka ve ahlâka uygun olmalı, bir başkası aleyhine haksızlık doğurmayacak bir sonucun hasıl olması için yardım mânâsı ve amacı taşımalıdır. Böyle olan şefaatin ecri vardır. Hasıl olan iyilik ve ecirden şefaat sahibi kimseler de nasip alırlar.

Haksız talebin, kötü sonucun gerçekleşmesi için yapılan aracılık da yapana sorumluluk getirir, haksıza, zalime, kötülük edene verilen cezanın benzeri bir ceza ona da verilir. (Kur’an Yolu Tefsiri)

Nisa Sûresi 85. ayette:

“Her kim güzel bir şefaatte bulunursa, o iyilikten kendisine de bir nasip vardır. Kim de kötü bir hususta şefaat ederse, ondan da kendisine bir pay düşer. Allah her şey üzerine kadir bulunuyor.”

Bu ayette müminleri iyiliğe, cihada teşvik etmenin mükafatı ilan ediliyor. Peygamberimiz (sas) dünyevî şefaatte bulunmuş ve teşvik etmiştir. Peygamberimiz’e sıkıntı içinde bulunan biri geldiği zaman yanındakilere döner:

“Bu adama şefaat / yardım ediniz, sevap kazanırsınız. Allah istediği şeyi peygamberine söyletir.” buyurdu. Müminlere yardım edenlere İlahi yardımın eksilmeden her zaman devam edeceği, “Kim din kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da onun ihtiyacını karşılar.” hadisi ile ifade edilmiştir.

İbn-i Abbas, Berire ile kocası arasında geçen olaya dair şunları söyledi:

Peygamberimiz, Berire’ye,

“Keşke tekrar kocana dönsen” buyurdu. Berire, “Ya Rasulallah böyle yapmanı bana emir mi buyuruyorsun?” diye sordu.

Resulullah, “Hayır sadece şefaat/aracılık ediyorum.” buyurdu.

Bunun üzerine Berire, “Benim ona ihtiyacım yok.” dedi. Bu hadiste Peygamberimiz’in toplumun sıkıntılarından olan aile konusuyla ilgilendiğini, lakin evlilik bir gönül meselesi olduğundan ısrar ve zorlama yapmadığını öğrenmekteyiz. Bununla beraber, belirlenmiş bir cezası olan suçlarda veya günah olan davranışlarda şefaat/aracılık yapmak veya aracılığı kabul etmek helal değildir ve vebali vardır.

Aişe (ra) anlatıyor: Benî Mahzum kabilesinden hırsızlık yapan bir kadının durumu Kureyşlileri çok üzmüştü. Onlar: Bu konuyu Resulullah ile kim konuşabilir diye kendi aralarında müzakere ettiler. Bazıları “Resulullah’ın sevgilisi Usame İbni Zeyd’den başkası cesaret edemez.” dediler. Usame onların istekleri doğrultusunda Resulullah ile konuştu. Resulü Ekrem, Usame’ye:

“Allah’ın koyduğu cezalardan birinin uygulanmaması için şefaat/aracılık mı yapıyorsun?” diye sordu, sonra ayağa kalktı ve halka şöyle hitap etti:

“Sizden önceki milletler şu sebeple yok olup gittiler. Aralarından soylu, mevki ve makam sahibi biri hırsızlık yapınca onu bırakıverirler, zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca da onu hemen cezalandırırlardı…” buyurdu… Anlaşılıyor ki dünyevî şefaat/aracılık hasene ve sevgiye yani güzel ve çirkin olarak ikiye ayrılmaktadır. Biz müminler iyiliğe aracılık yaparken, kötülüğe aracı olmaktan şiddetle kaçınmalıyız ki Nebevî sünneti uygulamış olalım.

Dünyada iken dahi biz müminlerin, vefat etmiş kardeşlerimize şefaat etmemiz tavsiye edilmiştir. Resulullah (sas), “Herhangi bir meyyitin üzerine namaz kılanların sayısı yüze ulaşır da ona şefaat ederlerse o meyyit hakkındaki şefaatleri kabul olunur.” “Bir Müslüman ölür de Allah’a şirk koşmayan kırk kimse ona namaz kılarsa Allah onların meyyit hakkındaki şefaatlerini kabul eder.”

Mustafa Aydın

Yanıtla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers

Powered By WPFruits.com