Sevgililer Sevgilisi Bugün Bize Geliyor Dense Ne Yapardık?

10376311_829759167053506_1478726300218962799_n

Bir Kutlu Doğum Haftası insana ne anlatmalı? Cemaatle kılınan namazlar, kulak  verilen sohbetler ve belki de bir mevlid dinlemek midir bugünleri değerlendirmek?

Televizyonda izlenen bir mevlid programıyla üzerimize düşen vazifelerden azat mı oluruz?

Bunları söyleyen genç adam devam etti:  İnsanları dinleme moduna getirebilmek bile büyük emek ister. Hâlbuki insan dinlediğinin ötesinde düşünmeli, düşündüklerini de uygulayabilmelidir. Yıllardır kandiller, ramazanlar, bayramlar kutluyoruz. Belki de yüzlerce kez güzel sözlere kulak verdik, kulaklarımızı aşina ettik. Ama geriye dönüp bakın bir hele; ne kadar yol almışız. Ben kendim yol alamadığımı söylemeliyim. Kalbim titremiyor, Allah’ın adı anıldığında içimde birşeylerin değişmesini istiyorum, aklım söylüyor; ama kalbim hissetmiyor. Peygamber’imiz(sas) diyoruz; ama O’na sevginin nasıl gösterileceğini bilmiyorum. İnandıklarımız, hayatımıza neden şekil vermiyor? Uygulamaya geçmeyen onlarca şeyin içinde umutsuzluk girdabında boğulup gidecek miyiz?

Kafalardaki bu sorulara birisi şu sözleriyle cevap vermeye çalıştı: Hak yola yeniden girme, Hakk’a yönelme adına işe tövbeyle başlamalı, Yüce Yaradan’la yeniden muvafakata varmalı.

İnsan eski alışkanlıklarından kurtulma adına kendini muhasebeye çekmeli. Sonra kalbin çırası, ruhun gıdası olan tefekkür yoluna çıkılmalı. Çünkü tefekkür, hadiselerden ibret almaktır.

İnsan, dünyanın debdebesinden Allah’a sığınmalı. İman, ibadet ve ihsan ruhunun

asıl vatanı olan kalbe yönelmeli ve “Ey kalbleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi dininle sabitleyip perçinle!” demeliyiz. Allah’ın arzu etmediği şeylere maruz kalacağımız endişesi taşımalıyız.

Ama bunun yanında Allah’ın lütuf ve ihsanlarının da yanımızda olacağı ümidini hiç yitirmemeliyiz. Haram ve helallere karşı hassas olmalıyız. Hayat ve davranışlarımız gerekli, lüzumlu şeylere;

yani Allah’a, Peygamber’e kilitlenmiş, gereksiz fâni ve zâil şeylere ise gerektiği kadar yer ayrılmış olmalı. Biz, Allah’ın emirlerini yerine getirip yaşama ve O’na kulluk sorumluluklarını temsil etmenin yanında gerçekten bir “kul” olduğumuzu göstermeliyiz. Bu sayılanları yapmak için insanın

epey bir mesafe alması gerekmez mi? Evet! Bunlar için hayatımızı yeniden gözden geçirmeliyiz.

Önceliklerimiz neler, onları yazmalı; sonra bunların karşısına Yüce Yaratıcı’yı ve O’nun Resulü’nü koymalıyız. Hangi taraf daha ağırlıklı, hangi taraf daha dolgun bir bakalım! İnsan bilmediğinin düşmanıdır. İnsan ilmediğine uzaktır, soğuktur. Biz, bize Allah (cc)’ın sözlerini getiren o yüce Nebi’yi tanımaktan, O’nu hissetmekten belki de anlamaktan uzağız. Sanki söylenilenler bize değilmiş gibi bir haldeyiz. Hayatımız hep ertelemeler, geçiştirmelerle dolu. Halbuki bir Kutlu Doğum Haftası’nı hissedebilmeli, yaşamalı, kalben duyabilmeliyiz. Belki de en önemlisi Efendimiz (sas)’i bugünlerde evine davet edebilecek cesareti gösterebilmekten geçiyor.

Alemlere rahmet olarak gönderilmiş o insan bu hafta evlerimizi ziyaret ediyor olsaydı, evimizde ne gibi değişiklikler yapar, hangi tavır ve davranışları hayata geçiştirmeye çalışırdık? O, son bir söz olarak şunları kaydetti:

“Büyük bir iş yapmak mı istiyorsunuz? Önce küçük bir adım atın. Her şeyi değiştirmeye kalkmayın. Önce kendi ruh dünyanızı restore edin. Bunun ardından evinizin de, eşinizin de çocuklarınızın da değişeceğini göreceksiniz.

Serhat Şeftali

Yanıtla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers

Powered By WPFruits.com