Sorarak Öğrenmek

sormak

İlim öğrenmede, soru sormak büyük önem arz eder. Cenâb-ı Hak, bir âyet-i kerimede:

“Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.” (el-Enbiyâ, 21/7) buyurmakta, bilgisi olmayan, dini hususunda nasıl bir yol takip edeceğini bilemeyen, bu konuda basiret sahibi olmayan kimselerin takva sahibi âlimlere sorarak öğrenmesini emretmektedir.

Efendimiz (s.a.v.) de soru sormaya teşvik etmiş, bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:

“İlim, hazinelerdir. Anahtarı ise soru (sormak)tır. Şu halde (soru) sorun ki, Allah size rahmet etsin. Zira (soru sormakla) dört (kişi) mükâfat alır:

1- (Soruyu) soran

2- (Soruyu cevaplayarak) öğreten

3- Dinleyen

4- Bunlara cevap veren (Farklı nüshalarda “Bunları seven” diye geçmektedir.)” (Ebû Nuaym el-Esbahânî, Hilyetu’l-Evliyâ ve Tabakâtu’l-Asfiyâ, c.3, s.192)

Bilinmeyen bir meseleyi, bilen kimseye sorarak öğrenmenin ehemmiyeti hakkında asr-ı saadette cereyan eden bir hadiseyi Câbir b. Abdillah (r.a.), şöyle anlatmaktadır: Bir sefere çıkmıştık, bizden bir adama taş değdi ve başını yardı. Sonra bu zat ihtilam oldu. Arkadaşlarına: “Benim teyemmüm etmeme ruhsat buluyor musunuz?” diye sordu. “Sen suyu kullanabilirsin, sana (teyemmüm için) ruhsat bulmuyoruz.” dediler. Adam yıkandı, akabinde de öldü. Peygamber (s.a.v.)’in huzuruna geldiğimizde bu hâdise (kendisine) haber verildi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.): “(Fetvayı verenler) onu öldürdüler, Allah da onları öldürsün. Bilmediklerini sorsalardı ya! Cehaletin ilacı ancak sormaktır. Onun teyemmüm etmesi, yarasının üzerine bir bez bağlayıp sonra üzerine mesh etmesi ve vücudunun geri kalan kısmını da yıkaması ona yeterdi.” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Taharet, 127)

Efendimiz (s.a.v.): “(Fetvayı verenler) onu öldürdüler, Allah da onları öldürsün.” buyurarak ilimsiz fetva vermenin vahametini, büyük bir günah olduğunu ifade etmiş, böylece onları azarlamış, ayıplamış ve bilmediklerini sorup öğrenmeye teşvik etmiştir.

Efendimiz (s.a.v.), kadın-erkek herkesin problemlerini çekinmeden sorabilmesi soru sormanın önündeki engelleri kaldırmıştır. Bu nedenle Sahabe Efendilerimiz, bir mesele veya sorunla karşılaştıklarında Rasûlullah (s.a.v.)’e sorarlardı.

Sahabe’nin soru sorarak öğrenmelerine dair birçok rivayet mevcuttur. Birçok ilim, onların bu sorularıyla açığa çıkmış, kıyamete kadar mü’minler için nur ve hidayet olmuştur. Bu mevzuda bir misal verecek olursak; Ebû Hureyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e geldi ve: “Yâ Rasûlallah! Benim iyi davranıp hoş sohbet etmeme (insanlar içinde) en lâyık olan kimdir?” dedi. (Rasûlullah): “Annendir.” buyurdu. (Adam): “Sonra kimdir?” dedi. (Rasûlullah): “Annendir.” buyurdu. (Adam): “Sonra kimdir?” dedi. (Rasûlullah): “Annendir.” buyurdu. (Adam): “Sonra kimdir?” dedi. (Rasûlullah):
“Sonra babandır.” buyurdu. (Buhârî, Edeb, 2)

Harun Apaydın

Yanıtla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers

Powered By WPFruits.com