Hac Archive

Dua

İslam ümmeti tıpkı bir saat gibidir, bir saatin parçalarını düşünürsek saatin her parçasının ayrı bir görevi vardır. En küçük parçasına kadar görev sahibidirler. Nasıl ki saatin bir parçası işlev görmezse saat çalışmaz durur. Ümmet de öyledir. Küçüğü, büyüğü, yaşlısı, genci, okumuşu, okumamışı yoktur, herkesin farklı ama bir görevi vardır. “İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor” diyor Rabbimiz.

Şartlarımız ne olursa olsun ister Mısıra sultan olalım, ister dağ başında çoban olalım, ister hasta ister yolcu, nasıl ve nerede olursak olalım, eğer müslümanım diyorsak bu görevi yüklenmişiz demektir. Artık İslam’ın bütün emirlerinden sorumluyuz demektir. Biri görevini aksatacak olursa ümmet parçalanmaya yüz tutmuş demektir.

İslam ümmeti olarak kendimizi ifade edemiyoruz, ispatlayamıyoruz, kanıtlayamıyoruz. İslami anlamları temsil edemiyoruz. Asrımızda müslümanca düşünme özgürlüğü var, fakat müslümanca yaşama özgürlüğü yoktur. Mümin gönülleri birbirine bağlayan bağ kuşkusuz ki iman ve takva esasından kaynaklanan kardeşlik bağıdır. Örneğin namaz kılarken Kâbeye yöneliyoruz, nedenini hiç düşündük mü acaba? Neden herkes aynı yöne doğru namaz kılıyor? Farklı yönlere de yönelebiliriz aslında… Ne de olsa Allah her yerde… Ya da neden cemaatle namaz kılmak, yalnız namaz kılmaktan yirmi yedi kat daha sevap? İşte bunların tek sebebi kardeşliğin, bir ümmet olduğumuzun bilincinde olmamızdır. Kâbe’nin etrafında namaz kılanlar, bir halka oluşturuyor ve bu halka giderek büyüyor, bu halkayı bulunduğumuz yere kadar çekersek her namaza durduğumuzda biz de bu ümmetin bir halkasının içinde oluruz.

Eğer biz de bu halkada yer almış isek, kendimizi bu ümmetin bir parçası olarak görüyor isek, bize de düşen bazı görevler var demektir. Herkes kendi üzerine düşen görevi yerine getirirse neden ümmet parçalansın ki? Mesela hemen şimdi kendimizden, ailemizden, komşularımızdan başlayarak yerine getirebiliriz görevlerimizi. Zaten her Müslüman kendi görevinin ne olduğunu gayet iyi biliyor, neleri yapması gerektiğini, neleri yapmaması gerektiğini çok iyi biliyor. Ama maalesef bahanelerin arkasına sığınmakla çıkış yolu arıyor kendisine. Gayrimüslimler bile bizden daha iyi biliyorlar dinimizi. Bile bile inkâr ediyorlar işte.

Oruç da birliğin bir delilidir acıyı ızdırabı meşakkatleri paylaşıyorsun, yılın bir ayı nerede olursan ol kim olursan ol eğer müslümansan oruçlusun. Aynı hareketleri aynı kuralları yerine getirirsin. Fıtır sadakası, zekât, her anıyla, Ramazan ayı, kardeşliğin pekişmesi için büyük bir fırsattır. İslam’ın beş şartı var ve her bir şartı ümmetin birliği için birer fırsattır, değerlendirmesini bilenlere.

İslam ümmeti çok çileler çekti ve hala çekmektedir bunun sebebi biz Müslümanlarız. İslam kardeşliğini pekiştiremedik, dünyevi çıkarlarımızı önceledik, tabi bir de siyasi yönü var parçalanışımızın sebeplerinin arasında.İslamı sevmeyen zihniyetlerin böl – parçala, yut prensiplerine kurban gittik ne yazık ki. Fark etmedik üzerimizde oynanan oyunları, parçalandığımızı, dağıldığımızı ve giderek güçsüzleştiğimizi ya görmedik ya da görmezden geldik.

Neyleyim kan bağı olan ama dostluğu olmayan kardeşliği? İman bağı yoksa eğer, neyleyim derdime dertdaş yoluma yoldaş olmayan kardeşi? Nuh (a.s) bile, oğlunu gemiye alamıyorsa “o senden değildir” ikazıyla karşılaşıyorsa, ben nasıl dostumdur, kardeşimdir, can yoldaşımdır diyebilirim ki? İman bağımızın olmadığı kişiler için bunlar kardeş değil, ancak kardeş olmaya davet edebileceğim insanlar olabilirler.

Belki parayla bağlı olduğumuz veya soy soptan kaynaklanan kardeşlerimiz vardır, lakin bunlar geçicidir. Paran biterse dostluk da biter, şan şöhretin biterse dostluğun da biter. Maddi bağlılıklar ancak bir yere kadar tutar insanları bir arada… Ama iman bağı sonsuza dek devam eder.

Dualarda buluşmak, namazlarda buluşmak oruçlarda, hacda buluşmak, hüzünlerde, sevinçlerde buluşmak, kendi güzel, gönlü güzel, inandığı değerleri güzel olan insanlar içindir. Ve dünyanın hiçbir yerinde böylesine bir birlik ve buluşma yoktur. Bazı değerlerse öyle değersizlere veriliyor ki acıyorum o değeri heba edenlere…

İnançlarıma saygısı olmayana asla değer veremem, değer verdiğin sana ve inancına değer vermiyorsa bırak kendi değeriyle kalsın.

Kevser Güçkılıç

199712_1570548157471_4793056_n

Cenab-ı Hak, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i bize bir örnek insan olarak göndermiştir. Allah Rasulü’nün yaşamış olduğu hayatın her karesinden alacağımız pek çok ders var. Bugün yaşadığımız problemleri O’nun örnek hayatından çıkarılabilecek prensiplerle çözmemiz mümkün. Bu da Efendimiz’in hayatını bilmemize bağlı. Onun için Allah Rasulü’nün hayatını okumalı, başta çocuklarımız olmak üzere etrafımızdaki kişilere okutmalıyız. Ve tabiki O’nun hayatını hayatımıza hayat kılmalıyız. Allah Rasulü’nün hayatında önemli yer tutan hadiselerden hareketle yılları esas alarak sizin için bir kronoloji hazırladık. Bu kronoloji sayesinde Efendimiz’in hayatı kare kare gözümüzde canlanacaktır.

571 Rebiülevvel ayının 12’inci gecesi (20 Nisan) Efendimiz (sas) dünyayı şereflendirdi.

575 Süt annesi Halime Hatun, Allah Rasulü’nü annesi Hz. Amine’ye teslim etti.

577 Efendimiz, Mekke ile Medine arasındaki Ebva Köyü’nde annesini kaybetti. Dedesi Abdülmuttalib Efendimizi himayesi altına aldı.

579 Abdülmuttalib ahirete göç etti. Efendimiz, amcası Ebu Talib’in yanında kalmaya başladı.

583 Amcası Ebu Talib’le ticaret maksadıyla Şam’a gitti. Burada Rahip Bahîra Allah Rasulü’nün beklenen son peygamber olduğunu keşfetti.

590 Hilfu’l-Füdul (Faziletliler antlaşması) cemiyetine iştirak etti.

591 Ticarete başladı.

596 İkinci kez ticaret maksadıyla Şam’a gitti. Üç ay sonra Hz. Hatice Validemiz’le evlendi.

605 Kâbe’nin yeniden imarı esnasında kabileler arasında çıkan anlaşmazlığı giderdi.

610 Hira’da ilk vahiy tebliğ edildi.

613 Safa tepesine çıkıp ilk açık tebliğini yaptı. Yakın akrabalarına tebliğ için yemekler verdi. Müslümanlara işkence yapılmaya başlandı.

615 Habeşistan’a ilk hicret. Hz. Hamza ile Hz. Ömer müslüman oldu.

616 Habeşistan’a 2. hicret.

617 Müslümanlara karşı üç yıl sürecek sosyal ve ekonomik boykot başladı.

619 Boykot sona erdi. Efendimiz’in oğlu Kasım, ardından diğer oğlu Abdullah vefat etti. Kısa bir süre sonra amcası Ebu Talib öldü. Ardından da Hz. Hatice validemiz irtihal etti.

620 Allah Rasulü, Taif’e gitti. Orada kötü karşılandı.

621 İsra ve Miraç hadiseleri yaşandı. Medineli 12 Müslüman Allah Rasulü’ne biat etti. 1. Akabe Biatı.

622 İkinci Akabe Biatı yapıldı. Müslümanlar ve ardından da Efendimiz, Mekke’den Medine’ye hicret ettiler. Mescid-i Nebevi inşa edildi. İlk ezan okundu.

623 Kıble yönü Cenab-ı Hakk’ın emriyle Kudüs’ten Mescid-i Haram’a çevrildi.

624 Mekkeli müşriklerle Bedir Savaşı yapıldı. Aynı yıl Beni Kaynuka Yahudileri üzerine gidildi ve onlar, Medine’den çıkarıldı. Ramazan orucu farz kılındı. İlk bayram namazı kılındı. Zekat farz oldu. Allah Resulü’nün kızı Hz. Rukiyye vefat etti. Hz. Ali ile Hz. Fatıma evlendi. İlk kurban bayram namazı kılındı.

625 Uhud muharebesi yapıldı.

627 Hendek Savaşı yapıldı. Beni Kurayza kuşatıldı.

628 Kabe ziyareti için yola çıkıldı. Rıdvan biatı yapıldı. Mekkeli müşriklerle Hudeybiye barışı imzalandı.

630 Mekke fethedildi. Kabe putlardan temizlendi. Tebük seferi yapıldı.

632 Efendimiz veda haccını yaptı. Rahatsızlandı ve ardından 8 Haziran’da vefat etti. 

Ali Demirel

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers

Powered By WPFruits.com