Hayat Archive

http://www.milligazete.com.tr/haber/Hayatin_Icinde_Insan_Insanin_Icinde_Hayat/331328#.U-32bBscTcc

hayat İnsan olarak yaratılmamız yeryüzündeki fonksiyonumuzu etkiliyor. Bize verilen akıl, irade, kalp gibi uzuvlar diğer yaratılmışlardan farklı bir hayat tarzı sürmemizi sağlıyor. Söz gelimi arı bal yapar, fakat balı neden yaptığını sorgulamaz. Bal yapma işlemini mütemadiyen sürdürür. Fakat düşünen ve hisseden insan, sık sık yaptığı ya da yapacağı bir işi sorgular, neden sorusunu sorar. Hayatımız bir çok soru, sorun, cevaplar, cevapsızlıklarla doludur. Bize verilen dünya hayatını kesbedilme gücü ve kuvveti elimizde değildir; fakat ahiret hayatı kesbedebileceğimiz bir hayattır. Yapıp ettiklerimiz, iyimserliklerimiz, kötümserliklerimiz, arzularımız, düşüncelerimiz ahiret hayatına uzanan bir ara kablo işlevindedir. İnsan neyi yapmışsa, ahiret tarlasında da o hayatı karşında bulacak şüphesiz. Kendi hayatımızı yaşarken, “Hayat Nedir?” sorusuna yaratılışımıza uygun cevaplar verebiliyorsak hayatımız rengine uygun şekilde yol alıyor demektir. Mehmet Ali Aynî de “Hayat Nedir?” diye soran iki öğrencisine, iki öğrencisi üzerinden de “Hayat Nedir?” kitabını okuyan tüm okurlarına cevap olacak şekilde hayatı her yönüyle inceleyip, anlatmıştır.

İyinin Ve Kötünün Tedariki Bizim Seçimimize Kalmıştır

İnsan kendisini küçük düşürücü, kendisini hayvanatın seviyesine indirici işler yapmamalıdır. Hayat yolculuğunun sonunda ölüm denilen bir bekleyici vardır. Hayvanların iradeleri yoktur. İradeleri olmadığından seçimleri de yoktur. İnsan bunun tam tersidir. Seçimini daima iyiden yana kullanan insan, hayatını da ölümünü de en güzel şekilde tadacaktır. İnsanın dünya hayatında yalnızca kötülüklerden kaçınması yeterli değildir. Hem kötülüklerden kaçınmalı, hem de iyiliklerde bulunmalı ki hayat da ölüm de en yumuşak yerinden hissedilebilsin. “İnsanlar için yalnız fenalık yapmaktan sakınmak kafi değildir. Ebedi ve mesut bir hayata nail olmak için insanların hayır ve menfaatine yarayacak işler de yapmaları lazımdır. Herkes hastahane, yetimhane, mektep, köprü ve mescit yaptıramaz. Fakat parasız yapılacak işler de pek çoktur. Elindeki paketi ile kaldırım üstünde karşı tarafa geçmek için sıra gözeten bir ihtiyara yardım ederek, karşı tarafa geçirmek için para mı lazım? Hasta ve dermansız bir adamın hatırını sormak ve gönlüne teselli vermek için para mı lazım?” Hayat tedarik ettiklerimizle yol alma telaşıdır. Tedarik edemediklerimiz ya bizler için hayırlı değildir ya da henüz zamanı vardır. Tedarik edebildiklerimiz kadar yardımda bulunmalı, koruyup kollamalı ve gözetimde olmalıyız. İyinin ve kötünün tedariki bizim seçimimize kalmıştır.

Hayatın Gâyesi

Zaman zaman mihnet içinde, kimi zaman eğlence peşinde, bazen durgun bir hâlde hayat yolculuğunda yürürüz, koşarız, düşeriz. Şikayet ve şükür çok kez uğrar hayatımıza. Genelde şükür az misafirimizdir, şikayetse ev sahibi küstahlığında gitmek bilmez hayatımızdan. Sık sık şikayet edişlerimizin sebebi yaşamanın kendisinden değildir, istediğimiz hayatı yaşayamamaktır sıkıntımız, şikayetimiz. Hayatın bir gayesi olmalıdır. Hayatımıza yön verecek doneler olmalıdır etrafımızda. Bu doneleri fark edebilecek ve kullanabilecek yetiye ve akla da sahip olmamız gerekir. Hayatın gayesini belirlemek demek, yaşadığımız dünyanın faniliğini görmezden gelmeyerek, ahiret hayatının da kaçınılmaz olduğunu bir an olsun akıldan çıkarmayarak yol almak demektir. Bunun dışında belirlenen her türlü hedef ve gaye uçucudur, geçicidir. Aslolan kalıcı olana sevdalanmamız, kalıcı olana tutunmamızdır: “Hz. Ömer bir gün dünyayı zemmediyormuş. Bunu işiten Hz.Ali de: ‘Dünya âhireti elde etmek için sebeptir.” demiş.

 

Hayat İnsanlara Hakk’ın En Büyük Hediyesidir

Yaşamak iyi midir, kötü müdür diye sormak, hayatı budalaca yaşamak anlamsızdır. Yaşamak insana verilmişse, onun güzel olduğunda şüphe yoktur. Bir şeyin iyi ya da kötü olmasını, insanın o şeyi nasıl kullandığı belirler. Kendisine verilen yaşamak fiilini insan kötü yönde çekimlerse, o insanın hayatı berbat olur, o hayatın sahibi de bedbaht olur. İyi yönde çekimlenen hayat ise güzeller güzelidir, huzurdur, ferahlıktır, esenliktir, sonu cennettir. “Hayata, bizim iyidir veya fenadır demek hak ve salahiyetimizden büsbütün hariçtir. Talih yüzünüze gülerse, bedendeki aza iyi işler, yediğiniz yemekleri güzelce hazmeder ve güzel bir uyku uyursanız, keseniz altınla dolu olursa yaşamak ne iyi! Öyle mi? Başınız ağrıdığı, mideniz işlemediği, uykunuz kaçtığı, işleriniz yolunda gitmediği vakit yaşamak ne fena değil mi? Hayır! Hayatın kıymeti öyle adi ve geçici şartlar ve ölçülerle biçilemez. Biliniz ki hayat, insanlara Hakk’ ın en büyük bir nimetidir.”

 

Akıllı İnsanın Hayata Bakışı

“Hayat sunulmuş bir armağandır insana…” cümlesiyle hayata bakmamız gerekir. Hayattan nefret etmek değil, onu kucaklamak sevmek lazım gelir. İnsan kendisinin sahip olduğu imkanlar dahilinde hayatına yön vermeli, daha iyisi için çabalamalıdır. İçinde bulunduğumuz dünya tüketmekle mutlu olan, istediği olmayınca gözü hiçbir şeyi görmeyen, ufak bir sebepten ötürü cinayet işleyen, umutsuzluğa kapılıp intihara teşebbüs eden insanlarla doludur. Akıllı insan bu insanlara bakıp ibret alabilen, hayatın boşa çekilen bir kürek olmadığına inanan kimsedir. Görevimiz deli dolu değil, dolu dolu bir hayat yaşayıp, yaşadığımız hayatla da örnek olmaktır. Hizmetimize verilen tüm canlı ve cansız varlıklara şefkat ve merhamet göstermektir. Spinoza şöyle söyler: “Hayatın şeylerini kullanmak ve imkan dairesinde onlardan zevkyâb olmak, mutedil ve nefis bir yemekle kendini tamir etmek, nebatatın güzel kokusu ve parlak rengiyle kendi hislerini taltif etmek, giydiği elbiseyi süslemek, musikiden, oyunlardan, temaşalardan, herkesin başkasına hiçbir zarar vermeksizin yapabileceği eğlencelerden istifade etmek, akıllı bir insanın hakkıdır.”

 

Hayat Ölümsüzlüğe Aykırı Bir Denklemdir

Hayatın nasıl yaşanacağı duygusu olmadığı gibi, ölüm duygusu da yoktur hayvanlarda. “Bir sinek kendi hemcinslerinin leşleri arasında kum taneleri arasında bulunuyormuş gibi dolaşır.” Merhamet gibi yüce bir duyguyu kaybetmiş olan insan da ölüme karşı bu sineğin konumunda olabilir. Bu da insanın ölüme karşı hayvandan daha aşağı bir bakışta olması demektir. Ölüme karşı hissiz ve duyarsız kalamayız. Hayat ölüm var diyedir. Hayat ucunda ölüm olacak diye verilmiştir. Hayat ölümsüzlüğe aykırı bir denklemdir. “Eğer ölümden bir gün tiksinecek olursan artık yaşama. Zira hayat ölüm için bir basamak gibidir.”

“Hayat Nedir” sorusuna yanıtlar arayan, aradığı yanıtları sağlam bir dayanağa temellendiren bu kitap, boşluklarımıza iyi gelecek, bizi silkindirecek, başımızı tutup sallayacak, kalbimizi sıkıp rahatsız edecek bir niteliğe sahip. Kitabın dili oldukça anlaşılır. Unuttuğumuz, mazide kalmış gözüyle baktığımız kelimeleri bize yeniden hatırlatan, dipnot kısımlarında kelimelerin anlam karşılıklarını veren, Büyüyen Ay yayınlarından çıkmış olan “Hayat Nedir” isimli kitap muhakkak okunmalı, tahkik edilmeli. İzbeleşmiş hayatlar olmamalıdır tercihimiz. İnsan hayatın özünü ve içini görebilmek için, kendi iç gözünün görme yetilerini kaybetmemelidir. İç gözümüzün bakışları güzelse, hayatımız da bizi vareden Güzel’ e doğru adımlıyor demektir.

H.Ebrar Akbulut

Sultan
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum
 
Cahit Zarifoğlu

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers

Powered By WPFruits.com