maxresdefault

Osmanlı toplumunda, bir misafirlik adabı vardı. Şimdiki bazı modern ailelerde olduğu gibi, misafirlik bir yük, bir külfet olarak değil, bilâkis bir huzur, bir mutluluk kaynağı olarak karşılanırdı. Ev sahipleri, büyük bir edep ve incelikle,misafirlerini karşılar, onları evin en güzel yerinde, misafir ederlerdi. Evde ne varsa, en güzel yiyeceklerini misafirlerine ikram ederlerdi. Büyükler, küçüklerin hatırını sorar, onlara hayır dualar ederlerdi. Misafirlikte asla şikâyet edilmezdi. Hele dedikodu, birilerini çekiştirmek, söz konusu olmazdı. Onlar bilirdi ki, Allah şikâyet edenin derdini, şükredenin nimetini artırırdı. Peygamber Efendimizin, “ya hayır söyle, yahut sus.” Hadis-i Şerifine göre öyle güzel bir sohbet ortamı olurdu ki, gerek misafirler, gerek ev sahipleri, güzel, tatlı, hoş bir huzur ortamını yaşarlardı. Misafir, edep ve huşû içinde müsaade isteyip kalkarken, ev sahipleri, daha büyük bir edep, zarâfet ve estetik içinde onları uğurlarlardı. Ve şeref verdiniz, ihyâ ettiniz, gene bekleriz derlerdi.
Sabri Tandoğan