Tasavvuf Tarihi

Tasavvuf Tarihi | Prof. Dr. Hayrani Altıntaş

PicsArt_1401734300678

Kitaptan Alıntılar:

“… Çünkü Allah bir kalbi kendine çevirirse, onda kendinden başka bir şey bırakmaz, bir kulunu severse onu diğerlerinden çekip alır.” s.2

“Men arefe nefsehu fe kad arefe Rabbehu (kendini bilen Rabbini bilir). ‘Kendini bilmek’, hayatın bütün olayları içindeki insanın, bu şuurda olarak kendine, içine, nefsine dönmesidir; bu hal, tam manasıyla bir içe dönüş metodudur. Ferdin kendini tanıma eylemi, onu inceleyen olmaktan çıkarıp incelenene çevirir; fail, aynı zamanda mef’ul veya edilgen, aynı anda nesne olur; bu halde, özne ile nesne arasındaki ayrılık yok olur ve fert ikilikten sıyrılıp fail ile mef’ül birliğine ulaşır.” s.5

“Tasavvuf Felsefesinde insan ruhu ulvi bir alemden yaşadığımız şehadet (görünen) veya oluş ve dağılış veya bozuluş (kevn ve fesad) alemine düşmüştür. İnsan, nefsinin eğilimleri sebebiyle, içinde olması gereken makamdan aşağılara düşmüş, böylece asli hüviyetini kaybetmiştir.  Tasavvufun gayesi, insanı, önce, kendisi hakkında şuur sahibi yapmak, sonra nefsini bulunması gereken makama yükseltmektir. Buna ilaveten, insanın ruhi hayatının şiddetli bir tarzda temaşasını kolaylaştırmak veya buna imkan hazırlamaktır.” s.57

“Kul, bulunduğu makamın şartını yerine getirmeden bir üst makama yükselemez, çünkü; kanaati olmayanın tevekkülü, tevekkülü olmayanın rızası yoktur.” s.65

“Zikir, ruhi bir müşahade ve Kur’ani bir davranış şeklidir. Nitekim, Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde yüce Allah’ın zikrinin önem ve gereği belirtilir.” s.69

“Öyle ise, zikir Allah’a ulaşmada bir tekniktir. Esas gaye zikrin kendisi veya zikir kelimesi değildir.” s.71

“Marifet bir anlamda Allah’ın bilgisi demektir. Mutasavvıflar marifet konusunda delilin bizzat yüce Allah’ın kendisi olduğunu söylerler. Akıl bu konuda bir delil olamaz. Akıl yaratılmış olduğu için, sadece kendisi gibi hadis olan şeyler konusunda delil olur. Onlara göre, akıl, sadece kulluğun nasıl yapılacağını temin eden bir alettir. Yüce Allah lütfedip kendini akıl sahiplerine tanıtmasaydı, akıl onun var olduğunu iman cihetinden bilemezdi. Akıl Allah’ı yine Allah’ın lütfu olan imanla bilir.” s.72

“Aşkın neşv ü neva bulduğu gönül, hakikate götüren tek ışıktır. O, kabuğu içten, zarfı mazruftan ayıran haslettir. Salim akıl, doğru düşüncedir. İşte, bu cevherde insanı kemale ulaştıran bir ruh hamlesi vardır.” s.77

Gaybet: Kaybolmak, muvakkaten yok veya uzak olmak, uzaklaşmak. Duyuların kalbe gelen feyz ve ilham (varid) ile meşgul olması sebebiyle eşyaya ve halka ait bilgilerin kulun şuurundan ve kalbinden yok olması halidir. Hz. Yusuf (a.s)’u gördüğünde ellerini kesen kadınlar kıssası buna şehadet eder. Hz. Yusuf (a.s)’un cemalinin müşahede edilmesinde durum bu olursa, Allah-ü Zülcelal’in nurlarının müşahede edilmesindeki gaybet acaba nasıl olur?” s.156

Arka Kapak Yazısı:

İnsan, tarih boyunca yaratıcı güç ile temas halinde oma ihtiyacı içinde olmuştur. Bu manevi ilişki, çeşitli çeşillerde ortaya çıkmıştır. Yaratıcı gücün iltifatına ulaşabilmek için, ona sunulan hediyeler ve kesin kurbanlar, yapılan en önemli faaliyetler arasındadır. İnsan yaratıcı ile ilişki içinde olmak ve onun lütuflarına kavuşabilmek için bazı kereler kişisel eylemlerle de bulunmıştur. Yani kul, yaratıcısına yakın olma istek ve eylemini taşımıştır. O halde, tasavvufi veya mistik faaliyetler her zaman var olmuştur. Adı ve çeşidi ne olursa olsun, insandan yaratıcısına doğru bir yakınlaşma faaliyeti vardır. Bu sebeple her dinde ve her millet kendini gösteren yönüyle bilinmeli ve peşin fikirlerden uzak kalınmalıdır.

Türk insanının hayatının her anında başvurduğu, kendisi aracılığıyla yüce başvurduğu, kendisi aracılığıyla yüce Allah´tan yardım istediği evliyanın, yatırların ve ulu kişilerin bu yüceliğe nasıl eriştiklerini bilmek, gerçeğe ulaşmak demektir.
Hayatı zevkle idrak etmek, varlığa sevgiyle bakmak, gözü ve gönlü, iyi ve güzel olana açmak ve nihayet, yüce Allah´la beraber görmek ve konuşmak demek olan”Tasavvufi Düşünce”yi yakından tanımak, Türk insanın hayatına yeni bir ufuk kazandıracaktır.

İşte bu kitap, gerçeğe ulaşmak, yeni bir ufuk kazanmak, kalbimizi yaratıcıya yönlendirmek için bir vasıta olarak görev ifade edecektir. Türk okuyucularına böyle bir eseri sunmaktan kıvanç duyuyoruz.

Yanıtla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers

Powered By WPFruits.com