Filistin Archive

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/FatmaKBarbarosoglu/ses-ver-dunya-bu-bir-soykirim/54941

zulm 1 Bu köşede tekrar tekrar yazdım. Bir daha yazmama müsaade ediniz lütfen.

Dünya ikiye ayrılır, kalbi olanlar ve kalbi olmayanlar.

Beyhude insanları dilleri, ırkları dinleri ile ayırmaya kalkmayın.

Kadın, erkek diye ayırmaya kalkmayın.

Dünyayı kadınların düzelteceğine inananlar için gelsin İsrailli kadın bakanın vahşet söylemi. Hatırlayın! Hatırlamakla kalmayın bir daha unutmamak için kalbinizin en kuytu yerine derin derin yazın.

Ne dedi?

‘Sadece çocukları değil bir daha çocuk doğuramasınlar diye Filistinli kadınları da öldürmeliyiz.’

Öldürüyorlar nitekim. Yıllardır öldürüyorlar.

Kalbi olmayanlar, olmayan kalbin boşluğunda irin kaynatanlar, zulüm kaynatanlar yerle bir ediyor masumların evlerini.

Devlet öldürüyor, terörist devletin kalpsiz vatandaşları, patlayan bombaların aydınlığında seyirlerine sefa katıp kutlama ayini yapıyor.

Ve bir muhabir, ki o muhabir de kalbi olanların tarafındadır, adı Diana, CNN muhabiri, terörist devletlerinin vahşetini seyirleriyle kutsayan İsraillilere canlı yayında isyan ediyor. Yayın esnasında, ‘seyirbazlar’ tarafından tehdit ediliyor. Aldığı tehditleri iğrenç diyerek tivitırda dile getiriyor.

Sonra. Ya sonra.

Kalbi olmayanların iktidarı devreye giriyor. Çalıştığı tv kanalı, Diana adına, kurum adına özür beyan ediyor.

Diana Moskova’ya sürgün ediliyor.

Diana belki de Rachael’in ruh ikizi. İsrail’in vahşetine minicik bedeni ile karşı koyan ve buldozerlerin altında kalan Rachel’in.

Toprağı bol olasıca Marx ‘Devletler düşmanımız halklar dostumuzdur’ demişti.

Yaşadığımız tam da budur!

Merkel İsrail’in yanında.

Fransa İsrail karşıtı gösteri yapmayı yasaklayacak kadar İsrail’in yanında.

ABD İsrail’in yanında.

Kapitalizmin lokomotif ülkeleri, devlet terörü için omuz omuza saf tutarken, dünyanın dört bir tarafında kalbi olan insanlar çoluk çocuk, yaşlı genç sokakları dolduruyor.

Pek gelişmiş Batı devletlerinin gözünü kulağını kapadığı İsrail vahşetine, Türkiye neden bu kadar duyarlı diye ‘real politik’ duruş sergileyenler, sokakları dolduran insanları görmemeyi tercih ediyor.

İtalya’dan Almanya’ya; Yunanistan’dan Norveç’e, İsveç’ten Meksika’ya; Tunus’tan Yemen’e; İrlanda’dan Fransa’ya; İzlanda’dan İspanya’ya; Hindistan’dan Endonezya’ya, Avustralya’dan Kolombiya’ya; Kore’den Cezayir’e kalbi olanlar, bu vahşete bu soykırıma DUR diyor.

Yaşadığımız dünya öyle bir yer ki, hem umuda hem de umutsuzluğa kapılmak için ard arda deliller iniyor.

Terörist devletin, insanların evlerini başlarına yıkan tavrından dünyanın bir yanı dehşete düşmüşken; bir yanı durumu savaş şartları içinde değerlendirip serinkanlı, soğukkanlı şezlonguna uzanıp tatiline devam ediyor.

Umut etmek istiyorsak, umudu umuda ekleyerek yol almak istiyorsak, peşin hükümlerden yekpare yargılardan, bütün Yahudileri Siyonist sanma yanılgısından vazgeçmemiz gerekiyor.

Aşağıda linkini vereceğim vidyoyu eğer daha önce seyretmediyseniz lütfen seyredin. Amerikalı Yahudi Profesör Norman G.Finkelstein, siyonist öğrencinin teatral bir eda ile İsrail tarafında saf tutan ‘hüznüne’ isyan ediyor: ‘Babam toplama kampında öldürüldü, ailemin bütün fertleri toplama kampında öldürüldü. Ama annemin bize verdiği insanlık dersi gereğince İsrail’in Filistinlilere uyguladığı soy kırımı reddediyorum bu konuda suskun kalmayacağım’ diyerek isyanını dile getiriyor: https://www.youtube.com/watch?v=x91hyHjT6Fc

Profesör Norman G.Finkelstein’in yazmış olduğu ‘Soykırım Endüstrisi/Yahudi Acıların İstismarı’ 2001 yılında Türkçe’ye çevrildi.

Başa geri dönersek dünya ikiye ayrılıyor: Kalbi olanlar ve olmayanlar.

Ama bir de beyinsizler var aramızda.

Kedisi ile poz verip sahte duyarlılıkların ahmak yüzü olarak rol çalanlar. Gazze’de yaşananları kedime de anlattım ah o da inanamadı bu olanlara diyenlerin naylonumsu duyarlılığı…

Ya da Gazze’de yaşananları bahane edip içindeki Hitler’i meydana salanların faşist öfkesi…

Ey kardeşim. Kalbi olan kardeşim. Kalbinin yükü ile kederli kardeşim! Zor zamanlardan geçiyoruz. Şefkat ve merhamet ehli olarak Allah’ın lütfuna güvenerek mazlumun, masumun yanında olmak zorundayız.

Fatma Barbarosoğlu

http://www.yeniakit.com.tr/haber/uzgunum-beyefendi-tarafsiz-kalamam-23727.html

kudüs

Belki Kudüs’ü görmemiş olabilirim. Ama o rüyasına yattığım bir şehirdir, ezbere çizebilirim size haritasını, şu buğulu camın üzerine.  

Belki Mescid-i Aksa’yı hiç görmemiş olabilirim. Ama o duasını ettiğim bir mesciddir. Unutursam şayet ellerim kurusun. Size gözlerim kapalı tüm sütunlarını, kapılarını, pencerelerini sayabilirim, şurada cezaya kalmış bir çocuk gibi, tek ayağımın üstünde, size hepsini sayabilirim bayım…

Üzgünüm Beyefendi… Kudüs, Mescid-i Aksa, Filistin meselesi dendiğinde. Tarafsız kalamam ben.

Elbette Bırakamam vazgeçemem  Aksa’dan… Üzüme ve zeytine yemin eden Rabbimizin, insanlığa hediye ettiği ilk Kıbledir o… Hz.Muhammed’in(s) göklere çıkan sırrıdır o… Bırakamam…

Görkemli masalarda, ülke sınırları ve hakları kısıtlanacak halklar hakkında konuşan bilgi sahiplerinden değilim, üzgünüm beyefendi… Sizi ve bahsettiğiniz yüksek erdemli tarafsızlığınızı anlayamıyorum, üzgünüm… Ben o kıdemli masalarınızda oturmadım ki hiç. Hazırladığınız kongre raporlarında geçen istatistiklerden sadece birisiyim. “Filistinlilerin yaş ortalaması” gibi mesela. Dünya insanlarının gözleri önünde cereyan eden pervasız bir cinayetin kurbanıyım. Ve onda bile kötüyüm bayım, yani şu yaş ortalaması meselesinde, yaşı tutmayan ölü çocukların arasındayım. Üzgünüm sizin ateş dediğiniz çünkü, gül bahçesidir bana, üzgünüm.

Tarafsız olamam iş Kudüs’e, iş Mescid-i Aksa’ya dayanınca, üzgünüm, sizin ateş dediğiniz, yakar ha uzak dur dediğiniz, cennet çağrısıdır bana, sırtımı dönemem…

Ben bir toz bulutuyum… İçimden geçen tüm ışıklar bu yüzden kırıktır biraz… Ve bu yüzden talihi kırık oğlanlarla tarağı kırık kızları yüz üstü bırakamam… Ahmet Yasin’lerin, Yahya Ayaşların, Rantisilerin, Andeliplerin, iki kaşı arasından vurulmuş Furkanların, bir seher vakti yakılarak cennete uçurulmuş Hudeyrlerin tarafındayım… Üzgünüm çok üzgünüm. İçimden geçen tüm ışıklar kırık olsalar da biraz. Onların hepsi benim öğretmenlerim, benim yoldaşlarım, benim öncülerimdir. Üzgünüm beyefendi, tarafsız kalamam üstü açık tabutlarda bin çiçekle uğurlanan şehitlerin kervanıdır güzergahım…  

Üzgünüm bayım… Çünkü nişanlıyım… İsra Gecesinde kulunu Mekke’den çıkartıp Aksa’nın çatısından göklere yükselten Rabbimizin “oku” emriyle nişanlıyım… Melek Cebrail’in elleri değmiştir “oku” emrine. Ben o ellere, ben o parmak izlerine sözlüyüm… Üzgünüm vazgeçemem… Üzgünüm tarafım bellidir benim. Sözümden dönemem beyefendi, yolumdan cayamam…

Uzunca boylu, sözleri tertipli, üstü başı düzgün, kibar elli, ince sözlü olabilirsiniz, çok kitap okumuş, çok şiir ezberlemiş, görgü sahibi bir kimse olabilirsiniz… Ben bunların hiç birisi değilim bilirim… Kısa, güdük, toy, uygunsuz, tertipsiz, gömleği yıpranmış, elleri tozlu topraklı, hatta nasır tutmuş taş taşımaktan sırtı, sözü kaba saba birisiyim belki… Ama… İşte bırakamam Mescid-i Aksa’yı.

Bana bir gül çiz şu beyaz deftere deseler. Utancımdan alnım terler de, çizemem belki. Ben o gülü kalbime çizip de asmışım hey, derim size… Kudüs, kalbimde taşıdığım kurşundan ağır bir güldür benim

Ölümlerden ölüm beğendirmekse muradınız; tarafsız kılamaz bu ağır seçenekler beni… Ey yekun hesabını tutan nefes, ne yandan esersen es, beni Kudüs’ün kapısında annesini bekleyen bir çocuk sadakatiyle beklerken bulacaksın, üzgünüm, işte buradayım…

Aklarımdan çok karalarımla, günahlardan kıpkızıl kesmiş hesap defterlerimle, apağır hatalarım, som demirden kusurlarım, büklüm büklüm nedametim ve batman batman noksanlarımla… 

Üzgünüm beyefendi, iş Kudüs’e gelince… Tüm yüklerini sırtından indiren garip bir hamalım ki; buyurduğunuz şekliyle tarafsız kalamam.

Cehaletimi de mazur görünüz beyefendi. Ben dilsizim, dili Mescid-i Aksa önünde kesilmişlerden…

Ben Meryem’in susma orucu… Ben, Zekeriya’nın sükunet mağarası… Ben, Yahya’nın kesik başından sızan kan damlasıyım… Benim dilimi Sabra Şatila’da kesmişler, benim dilimi Yafa’da delik deşik etmişler, hala her sabah Gazze’de kanar benim dilim tam seher vakti göklere saçılan kızıl kan, benim kanımdır, üzgünüm… Üzgünüm bayım. Tarafsız olamam… Benim tarafım, benim dilim, Kudüs’tür çünkü…  

Sibel Eraslan

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers

Powered By WPFruits.com